dilekleriniz gercege dönüstügünde..

  Çok uzun zamandır hayal kurmayı bırakmıştım..Ta ki sevgili Gülay Abla'm ile kendi ellerimizle kurduğumuz ufak butiğimizde karşılaştığımız 2010 yılının kasım ayına kadar. Ben kendi ellerimizle yaptığımız ürünleri raflara diziyordum onunla tanıştığımda. Her gece geç saatlere kadar mağazam için aksesuarlar yaratıyor, her sabah da onları poşet poşet taşıyordum. Hayatta hiçbir şeyden gocunmadım.. Ne kendi işimi kendim yapmaktan, ne cebimde param olmadığı halde kendime güverenek açtığımız mağazayı boyamaktan, ne param olmadığı için evden işe yürüyerek taşıdığım malzemelerden.. Aksine gurur duydum, mutlu oldum! Çünkü güçlü ve sağlıklı bir kadındım ben. Daha ne isteyebilirdim ki.. Ama aynı zamanda da duygusal bir kadındım :( Yaşanmışlıklarım omuzlarımı düşürmüş,
kendimden ve ailemden başka dostum olmadığını anlamış ve yorulmuştum.. O kadar yorgundum ki ne günlerce yatıp uyusam geçecekti bu yorgunluk ne de uzun bir tatile çıksam. Zaten uzun bir tatile çıkacak lüksüm de yoktu! Çevremdeki birçok arkadaşıma göre hep daha az bütçem olmuş, hep daha hesaplı imkanlardan faydalanmam gerekmişti. Okul yıllarımda da iş hayatımda da.. Annem öğretti bize küçük şeylerden mutluluk çıkarmayı, görgüsüz olmamayı, az para ile de çok güzel giyinebileceğimizi, arabamız yoksa da gerektiğinde tüm sarı arabaların emrimizde olduğunu (üstelik şöfor tutmamıza da gerek yoktu:) ). İyi ki öğretmişsin annem. İyi ki en zor günümde sen yanımda olmuşsun ki bugün ''BEN'' olmanın gururunu yaşıyorum. Hatalarım da oldu yanlışlarım da.. Ama hepsinden ders çıkarmayı da öğrendim. Yaşanmışlıklarımdan sonra kazık yemenin inceliklerini, cebinde 3 kuruşun varsa 2 kuruşunu keyfince harcaman gerektiğini, sağlığın olmadan dünyanın hazinesinin bir değeri olmadığını öğrendim. Ve en önemlisi ne yaparsan yap arkanda hiçkimsenin olmadığını öğrendim. Çok şey öğrendim ama bu arada hayal kurmayı unuttum. Belki kurduğum hayallerim gerçekleşmediği için belki de bi tarafım küskünlük yaşadığı için.

Ama işler öyle değilmiş! Gülay Abla'm öğretti bana bunu. Yaşadığı tüm olumsuzluklara rağmen hayata sıkı sıkı sarılmış, kendisi ve ailesi için hep mutlu olmayı tercih etmiş ve bunu da başarmış bir kadın o! Önce inanmadım ona, Düşünmekle olsaydı....oooooo... benim ne hayallerim gerçek olurdu dedim. Ama sonra başıma gelen tüm olayları analiz etmeye başladım. Ve baktım ki aslında benim hayallerimin hepsi de gerçek oluyor. Sadece doğru zamanı geldiğinde ve tam da istediğim şekillerde. Sonra okumaya başladım. Deli gibi kitap okudum. Okudukça, kitapların sanki benim yaşantımdan alıntılar yaptığını düşünmeye başladım. Sonra anladım ki yaşam denilen şey kişiye özel değil. Yemek yapmak gibi, temeli aynı, malzemeleri ortak. Sadece ufak nüanslar ile fark yaratmak gerekiyor, o kadar.. Cebimde param olmadan Ankara'nın en merkezi yerinde butiğim olmuştu, sonra ufak bir atölye açtık. Ama burası Türkiye:( Kriz başlayınca kendini döndürmeye çalışan işyerimiz bizi geçindirmeye yetmedi. Ne yaptım? 34 yaşında kendimden 10 yaş küçük arkadaşlarla birlikte satış işine girdim. İlk gün gitmek bile istemediğim işim sayesinde 5 ay sonra başka bir markanın satış müdürü olarak 25 kişilik bir ekibin başına geçtim. Ve 3,5 yılın sonunda beni mutlu eden şeyin aslında yaşam konforumu elimden alan bu yoğun iş temposu olduğunu anladım ve istifa ettim! Hiç vakit bulamadığım Yaşam Koçluğunu araştırmaya başladım ve yine Gülay Abla'm imdadıma yetişti. Yeni Yaşam Okulu'nda farkındalık eğitimlerim başladı. Yolun başını biraz geçtim :) Kurs süresinden bahsediyorum. Ama bu süreç bana, aslında kendi adıma yaptığım en doğru şeyleri göstermek konusunda çok ama çok yol katettirdi.

Şimdi mi ? Kimilerine göre iyi bir geliri olan ama çalışma saatlerinden dolayı mutlu olmadığım işimin yerine, haftasonunu tamamen kendime ayıracağım, daha fazla kazanacağım, mutlu ve huzurla çalışacağım bir işim var. Yaşam Koçluğu yolunda son adımlarımı atmak üzereyim.. Ve süpriz bir projem daha var ama netleşince paylaşacağım. Kısaca arkadaşlar, lütfen hayal kurun, kendinizi yaşamak istediğiniz şekilde imgeleyin, dileyin! Bakın neler olacak. Ben yaptım, oldu.. Ama asla bırakmıyor, hep daha da fazlasını istiyorum. İstemekten çekinmeyin! Size tüm kapılarını sonsuz genişlikte açmış bir desteğiniz var.. Sadece isteyin...Ama doğru cümleler kurun..

Ahmet Şerif İzgören'den - avucunuzdaki kelebek

Sevgilerimle,

Aslı B.

Yorumlar