Mavrova'dan Aldım Sümbül..

Bu sabah oturduğum sitenin kapısından çıkana kadar kaymamak için zor yürüdüm. Yerler tam anlamıyla jilet gibiydi! Arabamın derecesi -7 yi gösteriyordu. İçerde unuttuğum pet şişedeki su donmuştu. Eldivenlerimin içinde olmasına rağmen parmaklarımı hissedemiyordum. Kontağı çevirdim, motorun ısınması yaklaşık 7-8 dk sürdü, yola koyuldum. Ofisimin bulunduğu yerde park sıkıntısı olduğundan bir sokak öteye park ettim. Yürüme mesafem yaklaşık 4 dakika. İçeri girdim, ortam
gayet sıcak. Kahvemi aldım, bilgisayarımı açtım, gazete okumaya başladım. Bir yandan da cam kenarındaki masamda göz ucuyla, elleri ceplerinde kaldırımda yürürken zorlanan kişilere, köpeğini gezdiren Yeşilyurt sokağı sakinlerine ve araçlarına park yeri bulamayan sürücülere bakıyordum. Herkeste sabah telaşı ve bir o kadar da bıkkın bir ifade vardı. Tüm bunlar olurken ben bir kez daha, sıcak bir evde uyandığım için, keyifle gittiğim bir işim, yollarda zorlanmamı sağlamayacak aracım, ayağıma giyecek sıcacık botlarım, kahvemi keyifle yudumlayacak huzurum olduğu için şükrettim.. Kedilerimin bile sokaktaki zavallı hayvancıkların yanında ne kadar şanslı olduğunu düşündüm. Yedikleri önündeydi, hatta yemedikleri bile :) Birçoğumuzun da öyle değil midir? Yediği de yiyemediği de önünde... İşte bu yiyemediklerinizi paylaşın lütfen. Bu soğukta bir dilim ekmeğe muhtaç olanlar ile paylaşın, dilenmek zorunda bırakılan çocuklar ile paylaşın, dilenmeyip -3 derecede yüzleri solmuş sümbüllerini satmaya çalışan teyzelerle paylaşın..Bu akşam eve dönerken kırmızı ışıkta elindeki son çiçekleri bana satan yaşlı teyzemin mutluluğunu ben hiçbir şeye değişemem. Elimdekilerin, hayatımdakilerin, sahip olduklarımın kıymetini bugün bir kez daha anladım ... Darısı hiçbir şeyden mutlu olamayan ''DÜNYANIN EN ŞANSSIZ'' insanlarına...


Sevgilerimle,

Aslı B.
Comment Form is loading comments...

Yorumlar