Kayıtlar

2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

seçim sizin..!

Resim
Koskoca bir yılı daha devirdik. Acısıyla, tatlısıyla, keyfiyle, hüznüyle..Kimimiz kayıplar yaşadı maddi manevi, kimimiz hiç olmadığı kadar kazanç elde etti. Doldurdu cebini kimimiz yeşillerle, kimimiz kalbinde yer bırakmadı sevdikleri sayesinde. Ayrılıklar oldu, karşılaşmalar yaşandı. Yeni doğanlar ile gülümsedi yüzümüz, kayıplar için aktı iki damla yaşımız... Zor bir yıl oldu 2015.. Zor, dirençli, sıradan olmayan, sınavlarla dolu bir yıl oldu. Çoğumuz aldık şapkamızı önümüze sohbete koyulduk vicdanımızla. Geçip gidenlerin arkasından ağladık, yürüdük, kendimizce koyduk tepkilerimizi. Her olayda hatırladık hayatın ne kadar kısa ve boş olduğunu; ancak aynı hızda da unuttuk yaşananları. ''Hayat devam ediyor'' dedik. Hayat devam etmiyor, hayat geçip gidiyor... Elimizden, avucumuzun içinden göz göre göre geçip gidiyor. Tutamıyoruz zamanı, durduramıyoruz. Laf anlatamıyoruz 1 saniyemize bile. Hayıflanıyoruz sadece, şikayet ediyoruz sürekli. İşimizden, eşimizden, evimizd…

Siz Siz Olun.. Sadece ''SİZ'' Olun..

Resim
En son yazımın tarihi olan 21 Ağustos'tan bu yana kaç defa oturdum bilgisayarımın başına inanın hatırlamıyorum :( Sonrasında ekrana boş boş bakan gözlerle karşılaştım  ve kapattım her seferinde bilgisayarımı. Uçmuş gitmişti ilham perilerim ve ben yazacak onca şeyim olmasına rağmen kelimeleri yan yana getiremiyordum. Bugün kırdım tembelliğimi ve tamamen yabancı gözlerle okudum Aslı Bal'ın yazılarını baştan sona. Tam 60 yazı! Dile kolay, yüzlerce kelime, binlerce harf ile bezenmiş Aslı Bal.. Duygulandım bazılarını okurken, güldüm kimisinde ve hatta kızdım birkaçında kendime. Ne kadar da özgürce paylaşmışım Ben'deki her şeyi.. Nasıl da umarsızca dile

Hadi Deneyin..!

Resim
Perdeyi sonuna kadar araladım, 11.katta ve olabildiğince eşsiz Ankara manzarasına sahip dairemin salon penceresini açtım. Yaklaşık 20 dakika önce ki bu gün batımından çok çok önce bir saatti, gökyüzünün tüm ihtişamıyla karardığı, tok sesiyle gürlediği ve rüzgarın temizleyip pakladığı, çamların ve toprağın havaya karışmış, daireme kadar ulaşmayı başarabilmiş tarifi imkansız kokusunu içime çektim. Yağmur yağmaya çalışıyor ve daha çok havada uçuşan dolu tanelerini anımsatan damlalarını yüzüme çarpıyordu. Tekrar dolu dolu içime çektim kokuyu, havayı, hayatımı... Uzun zamandır hissetmediğim kadar keyifli ve huzur dolu

Namus'luyum, Namus'lusun, Namuslu.. !

Resim
Herkes namus abidesi kesilmiş bu ülkede! Zamanında bir deri ceket için vücudunu pazarlayan Türkiye güzellerinden tutun da İstanbul'un en gözde plazalarında ''tek kişilik defile'' adı altında uyuşturucu partilerine katılan ünlü mankenlere kadar herkes bir namuslu bir namuslu sormayın. Eski Türk filmleri geliyor bu ''mutaassıp'' kızcağızlarımızı düşündüğümde :) Ahu Tuğba'nın kulakları çınlasın. Filmde istemeden kötü yola düşmüş (çıkmaya çalışır ama olmaz), erkeklerin ağından kurtulamayan kadın rollerinde bir efsaneydi hatırlarsanız. İstemeye istemeye icra ettiği mesleğinin ardından girerdi banyoya bir güzel kırklanırdı. Arınırdı vücudunu kirletenlerden. Günümüzde ise

Fütursuz Gülümsemelere...

Resim
Uzun zamandır görmediğim bir arkadaşımla birlikte güzel bir yemek yedik geçen hafta. Birbirimizi 20 sene öncesinden tanırız. Bu süre zarfında görüşme şansımız pek olmadı ama onca yıl ayrı gayrı geçmemişcesine samimiydik o akşam. Ortalamanın üzerinde bir güzelliği, dışarıdan bakıldığında fazla kaliteli bir duruşu, yanına yaklaşmaktan korkabileceğiniz bir tarzı vardı hep. Hala da öyle.. Seviyorum onun bu hallerini. Hiç taviz vermez dik bir tarafı da var. İtiraf ediyorum ki bana benzerliklerinden dolayı belki de bu kadar yakın hissediyorum kendimi ona.

Bir elim hep yalnız...

Resim
Bugün, sabah saatlerinden itibaren duyarsız olmaya çalıştığım günlerden biriydi.. Anlamı büyük mü büyük, bende bıraktığı iz ise kocaman bir yüktü bugünün. Baba demek ne demek ben bilmiyorum. Öylesine yazılmış bir cümle değil bu inanın; gerçekten bilmiyorum... ''İyilik ve huzur sembolü'', ''Aşmış insan'', ''İdolüm olabilecek tek kişi'', ''Dünya üstündeki en sevdiğim adam'' diye sıralamış Ekşi Sözlük . Sadece ilk dört cümleyi okudum ve kapattım sayfayı!

Büyük lokmalar zamanı değil.!

Resim
Utanıyorum resmen! En son yazdığım yazımın üzerinden tam 2 ay geçmiş ve ben ne bilgisayarımın başına geçebilmişim ne de iki kelam döktürebilmişim :( Bu durumun, bugüne kadar yazdıklarım ve hayata bakışımla çelişmesinin beni son derece rahatsız ettiğini belirtmeme gerek yok sanırım. Ama mazeretim çok büyük. Bu sayfanın doğum hikayesi ve gelişimi sürecinde edinmiş olduğum tecrübe ve tamamlamış olduğum eğitimlerden sonra içimdeki ''otomotiv'' sektörü virüsüne pan zehir yerine son 2 aydır yoğun bir tempoda buldum kendimi :( Hayat bu! Asla kocaman kocaman laflar etmeye gelmiyor. Sizi öyle bir ters köşeye yatırıyor ki

günün hayal saati !

Resim
Yeni yıla girdiğimiz günün üzerinden nasıl geçti 4 ay ben anlayamadım doğrusu. Nisan geldi, bahar geldi, yok kar yağdı, hava yine ısındı ve tekrar soğudu derken Mayıs'a 10 kala güneş hala kaçamak bakıyor kapı arkasından. Mevsim normallerinin altında mı üstünde mi bu durum tartışılır çünkü normali neydi açıkçası bunu da unuttuk:) Mevcut durumdan mutlu olmak ve tadını çıkartmak konusunda ustayımdır ama buna rağmen ''ARTIK YAZ GELSİİİN !!'' diyorum. Tüm yıl çalışıp, kış mevsiminin sıkıcı ve kasvetli havasından bunalıp, yeterli birikiminizi de yaptıysanız tadından yenmeyecek bir tatili hak ettiniz demektir! Bu yaz planlarınız arasına

bırakın artık gerçek olmayan sorunlarınızı bir kenara..

Resim
Bugün bir melek gitti gökyüzüne.. Çok değil 3 ay önce tanıştığım bir çiftin bebekleri anne karnındaki gelişiminin geride olmasından dolayı müdahale edilerek erken doğumla dünyaya geldi. Adı Zeynep.. Yaklaşık 1 ay önce gözlerini açtığı bu dünyanın hiçbir sıkıntısını, çilesini, zorluğunu, acısını, tatlısını, keyfini, kederini, güzelliğini göremeden son nefesini verdi bu sabah.. Dayanamadı minicik bedeni bulunduğu sakin ve güven dolu anne karnından erken çıkmaya. Bu dünyada gördüğü göreceği

tembelliğe son..! erteleme hayatını..!

Resim
Tembelliğin dibine vurdum bu hafta..! Hava durumunun dengeye oturmamasından mıdır bilinmez sabahları kalkamaz, akşamları da erkenden yatar hale geldim. Korkuyorum ''yaş aldım artık'' demeye ama aklıma başka alternatif de gelmiyor :( Sonra soruyorum soruşturuyorum herkese onlar da benden beter! Peki ne yapmalıyım ki bu miskin ruh ve beden halimi tekrar asıl yaşıma yani 27'ye (bu cümleyi okurken sakın yorum yapmayın! böyle hissediyorum size neee!) getirmeliyim..? Haftasonu için birkaç alternatif düşlerken kendi kendime 3 gün daha neden beklemem gerektiğini sordum. Bugün başla Aslı..! Bugün yap bir şeyler ve at üstündeki tüm uyuzluğunu..! Sonra kalktım güzel bir kahve yaptım kendime, uzun zamandır ihmal ettiğim yazımı yazmak için bilgisayarımın başına oturdum. Yaklaşık 38 dakika düşündükten sonra silkelenme başlangıcından masaya oturana kadar geçen süreyi düşündüm. Kızdım kendime..!

ben kendimim...

Resim
Aklımın erdiği, sorumluk aldığım ve paramı kazanmaya başladığım günden bu yana kendim için yaptığım en iyi ve en doğru şeyin ''Yaşam Koçluğu'' olduğunu dün bir kez daha anladım.. Her gün yepyeni deneyimler yaşıyorum ve hayata geliş nedenim, insanlara bakış açım, yaşamımın bana kattıkları ve öğretilerim sanki coşkun bir nehir gibi benimle birlikte akıyor. Bu yolda devam ettiğim sürece, deneyimlediğim her şeyi sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Bugün özellikle okumanızı istediğim bir yazı var.

bugün yürüdüğünüz yolu değiştirin..

Resim
Alaçatı ve İstanbul bu ülkenin en güzel yerlerinden sadece ikisi.. ''Küçük İstanbul'' olma yolunda ilerlese de neyse ki henüz Bodrum kadar yozlaşmadı, kalabalıklaşmadı, binlerce abuk sabuk insanla dolup taşmadı Alaçatı.. Ayrı bir havası, tarzı, tadı ve keyfi olan insanların buluşma noktası Alaçatı.. Bu iki yerin ortak noktasından biri de anlamı ''ağaçlıklar arasındaki iki yeşil alan'' olan ALANCHA RESTAURANT... Zevkine çok güvendiğim eski bir arkadaşım tavsiye etti. Henüz gitme, görme ve keyfini çıkarma şansım olmadı bu şahane mistik yerin. Acil olarak ''Ertelemeyeceklerim'' listeme bir yenisini daha ekledim! Bütün bir gün, koca bir yıl deliler gibi çalışmaktan, ağır sorumluluklarımızın altında yorulmaktan,

nerede kaldı organik hayat ?

Resim
Saat 10.37, trafikteyim, tüm ışıklar aniden gitti, yollar birbirine girdi! Saat 16.30 a kadar hayat durdu... Ne oldu ne bitti bilinmez ama tüm ülkede toplam 49 ilde yaklaşık 6 saat süren bu elektrik kesintisi elimizi ayağımızı resmen bağladı. Demek ki biri şalteri indirse ülke iptal! Durum bu kadar açık ve ne yazık ki B planımız olmadığını da gördük! Metroda kalan insanlar, çalışmayan bilgisayarlar, yüksek katlı binalardaki jeneratör sıkıntısı vs vs.. Hayat 6 saat için durdu ülkemin yarısında. Ve bu arada

size liste yaptım:)

Resim
Sabah yataktan sürünerek kalkma sorunu sanırım bir tek bana ait değil:(Baharın etkisi olduğunu düşündüğüm ''yorgunluğum'' un çözümlerini ararken faydalı bir sayfaya ulaştım. Bildik öneriler olan vitamin alımına dikkat edelim, spor yapalım ve uyku düzenimizi bozmayalım gibi cümleleri detaylandırmama bile gerek yok ancak bunlara ekleyebileceğiniz harika bir formül daha var: Pozitif düşünün! Sadece bununla bile kendinizi inanılmaz iyi, mutlu, sağlıklı ve güçlü hissedebilirsiniz. Pozitif düşünceyi ''Polyanna'' yı oynamak zannedenler için ufak bir liste yaptım.

seçim sizin!

Resim
Hayatımızın çok büyük bir bölümü kendi fikirlerimizin doğruluğunu savunmak ve bu fikirleri başkalarına kabul ettirmekle geçiyormuş. Boşa yaşanacak 1 dakikam bile olmadığından (eskiden kesinlikle bende yapıyordum..) zamanımı artık bunlarla geçirmiyorum. Doğruyu söylemek gerekirse bu huyumdan vazgeçmemin sebebi harcamak istemediğim vakit değil, bir süredir aldığım eğitimler ve okuduğum kitapları hayatıma uygulamamdan kaynaklanıyor. Şunu da belirtmeden geçemeyeceğim, çok yakın bir zamanda da tüm bunları sizlerle paylaşacak bir platform hazırlığındayız. Bu aralar hep filmlerden bahsediyorum ama yaşamın içinde kaçırdığımız gerçekleri de en net ve kocaman ekran olan sinemada görebiliyoruz belki de:) 2008 yapımı Vantage Point -Bakış Açısı- her gün yaşayacağımız türden bir konuyu ele almıyordu elbet ama konunun anlatımı çok etkilemişti beni. Bakış açısı kavramını gerçekten hayatımıza entegre ettiğimizde birçok şeyin nasıl da değiştiğini görebiliyorsunuz. Kabul etmek,

'BEN'' olmayı seçiyorum! itirazı olan..?

Resim
Hayatımdaki olagelen herşeyin zamanlaması son günlerde oldukça manidar.. Hani derler ya ''Bir film izledim hayatım değişti!,,; belki o kadar değil ama benim bugünümle ilgili söyleyebileceğim tek bir şey var : ''Bir film izledim sanki benim için yapılmış!,,...Yaşamının yarısından fazlasını çalışarak geçirmiş, ayakta kalabilme gücünü kaybetmemek için her zaman ''GÜÇLÜ KADIN''ı oynamak zorunda kalmış, kimseye minnet etmemiş, kimseden aşını-ekmeğini talep etmemiş, verdiği kararların her zaman arkasında durmuş, tek başına bir yaşam sürdürme çabasında olmuş bir kadına yapılacak en son şey nedir sizce..?

hala aşık olmadınız mı..?

Resim
Son cemre de 10 gün önce düştü toprağa! Bu demektir ki kış ayını geride bıraktık, bahar kendini hissettirmeye başladı, hava berrak, tertemiz, aşk kokulu... Arapça kökenli olan kelimenin tam anlamı ''ATEŞ PARÇASI''. Bundan daha güzel anlatamazdı hiçbir tamlama baharın gelişini. Önce havaya, sonra suya, sonra toprağa, en son da yüreğimize düşer cemre.. Ve mısralarda bile yerini almıştır Sezen ile buluşarak ''ben her bahar aşık olurum.. rüzgar olur yağmur olurum..filizlenir anılarda gururum, taşar içimden ruhum...,, O yüzden ''bahar geldiğinde mi ben böyle olurum? yoksa böyle olduğumda mı gelir bahar? ayrıca bunun seninle ne ilgisi var..tabii ki ben böyle olduğum için bahar!,,.. demiş Candan.. Şöyle oturun rahatça koltuğunuza her neredeyseniz. Yaslanın arkanıza, kapatın gözlerinizi. Ve tam da o anda olmak istediğiniz yeri hayal edin.. Ve olmak istediğiniz kişiyi.. Bu bahar aşık olun size gelmek üzere olan sevgilinize, yine aşık olun 15 yıllık eşinize ve y…

yaşlanmak kaçınılmaz...büyümek isteğe bağlı..!

Resim
Yeni bir yaşım oldu bugün! Adı : 39. Tanışmadan çok uzun zaman önce biliyordum geleceğini. O gelmeden önce de oldukça tecrübeliydim yeni yaşlarıma. Hep mutlulukla karşıladım onları. Hiç sormadım ''Neden artarak geliyorsunuz?'' diye.. Hiç kırılmadım yüzüme kattığı olgun ifade için yenisine.. Bir tek adı 30 olan üzmüştü biraz, kabul edememiştim dudağımdaki telaffuz şeklini bile. Bu kadar büyümek sanki bana yakışmamıştı. Sevmemiştim 20'lerden çıkma fikrini. Sonra bir baktım ki ben bu oyunda mızıkçılık yaparken diğer tarafta yeni oyunu kurmuştu bile üst üste gelen 9 tane sayı. Ama bu sefer sevdim ben O'nu! Çünkü yanında bana onlarca hediye getirmişti. Şımarıklık getirmişti, dün gece 00.35'ten itibaren aldığım mesaj ve telefonlar için. Mutluluk getirmişti ne çok sevildiğimi görmem için. Farkındalık getirmişti hatalarımı da sevmem için. Gururu getirmişti ayakta dimdik durabilme gücüm için. Çılgınlık getirmişti ''Keşkelerim olmayacak'' kararım için…

dizginlerinizi nasıl yönetiyorsunuz..?

Resim
Güne yağmurla uyandık Ankara'da! Pencereden bakınca kapalı, puslu bir gökyüzü ve ıslak sokaklar çarpıyordu göze. ''Harika!'' dedim kendi kendime. Tertemiz bir hava vardır kesin dışarıda. Tüm gece yağmur suları ile temizlenmiş caddeler, ağaçların yapraklarında kalmış su tanecikleri ve sonrasında hissedilen eşsiz toprak kokusunu düşündüm sonrasında. Attım kendimi dışarı. Kapıdan çıkar çıkmaz soludum ciğerlerime berrak havayı. O kadar temizdi ki kimseye kendini kötü hissettirme imkanı yoktu havanın. Kapalı ve puslu olmasına rağmen. ''Ne güzel!'' dedim kendi kendime. İliklerime kadar hissedebildiğim bu güzel günün tadını çıkartmak için başladım hayallere. Benim hayallerim erişilebilir olanlardandır. Kırıklığını yaşamamak için bu seviyede tutmak hayatım boyunca aldığım en doğru kararlardan biridir. Yine öyleydi bugünkü hayalim de. Ofise gidince güzel bir kahvaltı, ardından Türk kahvesi eşliğinde okunacak gazete ve günün trafiğine hazır olma!. Binlerce şü…

Top 10 listeniz var mı?

Resim
Bilgisayarımın başına oturmayalı 3 gün olmuş ki bundan dolayı kendimi az biraz suçlu hissediyorum.. Genellikle günümü çok iyi planlayan biriyimdir. Bununla birlikte son günlerdeki koşturmacamın arasına sıkıştırmak istemediğim yazımı tam da şu anda, kulağımda Pink Martini'den Una Notte a Napoli ile yazıyorum... Yıllar yıllar önce Kuruçeşme Arena'da ılık bir haziran akşamı enfes bir atmosferde ve sonrasında da maalesef aynı tadı alamadan Congresium'da izleme şansı yakaladığım efsanevi grubu tanımayan bilmeyen yoktur sanırım. Varsa da hazır bilgisayarınızın başındayken Youtube ziyareti yapmanızı ve özellikle de ''La Soledad'' dan başlamanızı tavsiye ederim. Müziğin her türlüsünü dinlerim diyemem. Açık yüreklilikle belirtmem gerekirse seçiciyimdir. Öyle kulağa hoş gelen her parçayı dinlerim diyeni de anlamam. Hikayesi olmalı, anlamı olmalı, tınısı beni bir yerlere götürmeli... 15 - 30 yaş arası dinlediğim her parçayı hayatımdaki kişiyle anlamlndırırdım. Bunu y…

bilançonuz krediye elverişli mi..?

Resim
Bu yazıyı yazdığım an itibariyle tam 7 gün 26 dakika sonra 39. yaşıma girmiş olacağım... İnsanı büyütenin pastadaki mum sayısı olmadığını anladığım günden beri önemsemem kaç yaşımı geride bıraktığımı. Ama bunca yaşanmışlıklara rağmen hala bulamadım beni asıl olgunlaştıran kırılma noktasını... Asla da bulamayacağım sanırım. Tek bildiğim, çok uzun bir süredir içimden ne geliyorsa dudaklarımdan dökülmesine izin verdiğimdir. Böylece ''keşkelerim'' de çıkıp gitti hayatımdan.. Zamanında gidenler gibi....  Hayatınızın bir döneminde kelimelerinizin boğazınıza kılçık gibi takılıp çıkamadığı veya harekete geçmek isteyip de yerinize mıh gibi çakıldığınız anlar olmuştur mutlaka. Basiretiniz bağlanır... Rüyalarınızdaki gibi bağırırsınız ama sesiniz çıkmaz.. Bataklıkta gibi hissederseniz kendinizi, ne yaparsanız yapın çıkış yeri bulamayacağınızı düşünürsünüz. İnanılmaz bir özgüven kaybı yaşarsınız gereksizce.. O an için en mutsuz zamanlarınızdır. Hatta daha da abartıp

mücadele aşınızı yaptırdınız mı..?

Resim
Bugün bir gazetenin ekinde Burçin Terzioğlu ile yapılan röportaj vardı. Oldum olası çok severim kendisini. Çok samimi, çok tatlı, hüzünlü ama eğlenceli bulurum. Girdiği tüm karakterlerde de kendinden bir şeylerin var olduğuna eminim. Rollerin hepsi üzerine özenle dikilmiş elbise gibi oturuyor çünkü. Röportajını okurken ''ne kadar benim gibi, nasıl da ben kokuyor kelimeleri..'' diye düşündüm. 2014 yılı benim için olduğu kadar onun için de mücadele yılı olmuş. Farklı alanlarda yapmışız hayat kavgamızı ama roller aynı olmuş. Acıların en büyüğünü tatmış.
Anneciğini kaybetmiş.. Yerine kimseyi koyamayacağınız bir kayıp.. Kelimelerin tasviri, tesellisi, çıkar yolu yok.. Tahmin bile edemiyorum  yaşadığı acıyı, açıkçası etmek bile istemiyorum. Sonra 7 yıllık hayat arkadaşı çıkıvermiş hayatından.

bu kadar zor mu iyi olmak..?

Resim
Öylesine çıkıyor bazen dudaklarımızın arasından kelimeler..Başı sonu nereye gider, hangi kalbe dokunur, hangi ruhu zedeler diye düşünmüyoruz... Savurganca harcıyoruz cebimizdeki cümleleri..Sonra karşımızda, dudağını büzmüş, boynunu bükmüş, sözlerimiz altında kırılmış, üzülmüş, ezilmiş bakışlar buluyoruz. Hayatta en kolay şey iyi insan olabilmektir. Zordur kötü olmak. Emek ister, vicdanı ve yüreği bir kenara bıraktırmak ister kötülük. O yüzden zordur kötü olmak.. Ama nedense zoru başarıyoruz biz! Sebat ediyoruz üstelik başka hiçbir konuda olmadığı kadar. Sabah kalkar kalkmaz başlıyoruz kötü olmaya. Asansörde rastladığımız komşumuza ''günaydın,, diyemiyoruz , iyi olmak suç olur diye. Trafikte anlamını bile bilmediğimiz küfürler savurur olduk sinirimiz geçsin diye. 
Personelimiz ufacık bir şey sorsa tahammülsüzce cevap verir olduk, ''zaten bilse bizim yerimizde olurdu,, diye düşünmeden.. Sevgilimizi

bu problemi çözebilene aferin..!

Resim
''Yapılan bir araştırmaya göre Türkiye'deki duyarlı vatandaşlarımızın sayısında her geçen gün artış görülmektedir. Karşı tarafa saygı, iyi niyet, asabiyet yaratmamak, empati yeteneğimizin gelişmiş olması bu sayının artışında etken rol oynamaktadır.,,
Sanırım bu cümleleri iki defa okuma gereği duydunuz çünkü yazılanlara inanamadınız..! İnanmayın zaten..! Bugün, uzun zamandır peşinde koştuğum bir iş ile ilgili randevuma geç kalma sebebim resimdeki ''DUYARLI'' vatandaşlarımızdır. Sokağımızın girişinde ''sol şerite park edilmez ,, levhası bulunmasına rağmen otoparkın tam da çıkış noktasına park ettikleri için kör olduğuna emin olduğum vatandaşın plakasını vermeyeceğim :). Haklı olmamıza rağmen iki laf söylesek duyacağımız şey belli

yepyeni başlangıçlara..!

Resim
Daha önceki yazılarımda mutlaka bahsetmişimdir : TESADÜF YOKTUR! Hayattımda bu cümleyi kanıtlayan çok fazla şey yaşar oldum. Ya da zaten böyleydi ama ben farkında değildim. Sabah uyandığınızda aklınızda o güne dair pek çok şey olur. İşe giderken ne giyeceğinize karar vermekle başlayıp, gün içindeki randevularınız, rutin işleriniz, öğle yemeği için arkadaşınızla yaptığınız program, akşam katılacağınız davet vs vs.. Biz düşünürüz bunları,  hazırlıklarımızı da yaparız beynimizde ancak bazen planlarımızın dışına çıkarız. İşte böyle durumlarda yani rutininizin dışına çıktığınız her yeni durumda 1 saniye sadece 1 saniye durup düşündünüz mü

geçmek bilmeyen ağrılarınız mı var..?

Resim
Omuzlarınızda hiç bitmeyen sebepsiz ağrılar mı var? Ya da uykuya dalamadığınız gecelerin sayısı gitgide artıyor mu? Anlamlandıramadığınız şekilde yutkunma sorunu mu yaşıyorsunuz? Çözümleri o kadar kolay ki : AFFEDİN! Yaşanmışlıklarımız sonucundaki olumsuz duygularımız gün geliyor bu zavallı bedenimizden çıkıyor. Hadi bu beden dayanır belki ağrıya sızıya ama ya kalp? Bunca savaştan yara almadan, hasar almadan çıkabilir mi? Geçmişte yaşadığımız ve yaralarımızı tedavi etmediğimiz sürece ne bugünümüz olur ne de geleceğimiz..Gelin bugün kendiniz için harika bir şey yapın. Bedeninizi ve ruhunuzu hafifletmek için arının tüm geçmiş kötü anılardan. Geçin aynanın karşısına, bakın gözlerinizin içine ve deyin ki :

Mavrova'dan Aldım Sümbül..

Resim
Bu sabah oturduğum sitenin kapısından çıkana kadar kaymamak için zor yürüdüm. Yerler tam anlamıyla jilet gibiydi! Arabamın derecesi -7 yi gösteriyordu. İçerde unuttuğum pet şişedeki su donmuştu. Eldivenlerimin içinde olmasına rağmen parmaklarımı hissedemiyordum. Kontağı çevirdim, motorun ısınması yaklaşık 7-8 dk sürdü, yola koyuldum. Ofisimin bulunduğu yerde park sıkıntısı olduğundan bir sokak öteye park ettim. Yürüme mesafem yaklaşık 4 dakika. İçeri girdim, ortam

anasının bir tanesi oğlum!

Resim
Tüm Türkiye yasta..Herkes tek bir ağız oldu 3 gündür..Kadın, erkek, genç, yaşlı demeden sokağa döküldük..Sosyal medyada yer yerinden oynadı..Korkum şu ki biz çok gördük böyle kalabalıklar, korkum şu ki ilk değil ''kadının namusunu belinden aşağıda bilip aşağılıkça davrananlara karşı ,, duruşumuz..korkum şu ki ilk değil müebbet hapis cezasına mahkum edilen ancak 1-2 yıl sonra gelecek seçimlerde oy almak için bu çığlıkları unutup yine çıkacak aflar..Bu defa ve ilk defa tüm dualarım bu canilerin tek kişilik hücreye yerleştirilmemesi! Belki bu şekilde dindirebiliriz adını bile koyamadığım öfkemizi.. Sosyal medyada bir arkadaşım paylaştı aşağıdaki yazıyı. Ben de tekrar tekrar vurgulamak istedim. Yüreğine sağlık Derya Kır...

....
Kadın hamile.Bebek erkekmiş.Aile mutlu, çok mutlu. Bebek doğdu, pipisini amcalara gösterdi.Amcalarda bayram sevinci. Dünyanın en gerekli organını gördüler çünkü.Bebek terledi, çırılçıplak soydular, evde, misafirlikte, mahallede böyle gezdi. Bu hakka sahipti ç…

bu ülkede kadın olmak...

Resim
Bugün 14 Şubat..Nam'ı diğer ''Sevgililer Günü'' .. Çok önemsemem böyle günleri. Ticari gelir bana, yapmacık gelir. Ama bugün bunların hiçbirini düşünemedim. Sosyal medya çok acı bir haber ile çalkalanırken bir yandan da vıcık vıcık sevgililer günü mesajları bana o kadar ağır, o kadar acı, o kadar umarsız, acımasız, vicdansız, maneviyattan yoksun, bayağı ve sunni geldi ki... Sabahtan beri içimdeki öfkeden arınamadım, kusamadım nefretimi tam da istediğim şekilde.. Bu ülkede kadın olmanın verdiği tuhaf utancı yaşıyorum bugün. Kadın olmanın dayanılmaz hafifliğini yaşıyorum bugün. Çünkü

2 melekle yaşamak

Resim
Bu hayatta bizden daha büyük bir gücün varlığına inanan insanlardanım. Bizi yaratan, koruyan, kollayan, koşulsuz hoşgörü ile affeden, başımız sıkıştığında el açtığımız, dileklerimizi sıraladığımız, hiçbir beyin gücünün yapamadığı varlıkları yaratan bir güce inanırım ben. Bir de O'nun Meleklerine.. Bazısı görünmez Meleklerin ama hissettirir hep yanı başımızda olduğunu. Bazısı ise vücut bulmuştur daha da farkında olalım diye.. Benim yanı başımda varlığını hissettiğim Meleklerimin yanı sıra evimdeki huzur meleklerimden bahsedeceğim sizlere. İlk tanışmamız 5 yıl önceydi. Doğum günümde çıktı karşıma.

refah'a kavuşmaya hazır mısınız?

Resim
''Refah Hakkında 37 Sır - Randy Gage" Çok güzel bir yazı, lütfen sonuna kadar dikkatle okuyun...Multi-milyoner Randy Gage gibi insanlar; gerçekten de başarmış, kendilerini ispatlamış ve söylediklerini de kendi hayatlarında bizzat uygulamış zengin insanlardır.Dolayısıyla, bence onların söylediği her söz dikkatle dinlenmeli ve yazdığı her cümle de tekrar-tekrar okunmalı ve değerlendirilmelidir...
REFAH...? Herkes bu kelimeyi bilir, ama çok az insan gerçekten ne anlama geldiğini bilir. Hayatınızda onun kapısını açmanız için gerekli sırları ise daha da az sayıda insan bilir.Ama bir kez bu sırları öğrendiğinizde; tamamen cesur, yeni bir dünyayla karşılaşıyorsunuz.

battaniyesi kısa gelenlere sözüm!

Resim
Bembeyaz bir sabaha uyandık bugün! Herkes şikayet ediyor yolların buzundan, çamurundan, havanın soğumasından dolayı.. Olması gereken bu oysa, Şubat ayının gerekliliği, kış mevsimine yakışanı! Ofisimde oturdum camın önüne, aldım orta şekerli Türk Kahvemi,

bu aralar mutluyum! neden acaba?

Resim
Bu aralar bana herkes ''çok mutlu görünüyorsun hayatında biri mi var? cildin ışık saçıyor botox mu yaptırdın? keyfin yerinde, hayırdır..? '' gibi sorular yöneltiyor. O kadar şaşırıyorum ki bu tepkilere... Ve bir o kadar da üzülüyorum; her güzelliği, mutluluğu ve huzuru birine, birşeye bağlamak zorunda olan insanlara..Ne tuhaf değil mi mutlu olmam için hayatımda biri olması gerekliliği! Yalnızsam yandım, öldüm, bittim ben! Sosyal medyada mutluluk pozları verdiğim bir sevgilim yoksa (olsa da yapmam da!) hayatım bomboş demektir! Botox yaptırmadıysam ne olabilir ki cildimin ışıltısı :) Keyfim yerindeyse hayra yormamam lazım, Allah korusun! Arkadaşlar bunların hiçbiri değil benim mutluluk kaynağım. Tek sebebi var:

yolunda gitmeyen birşeyler mi var?

Resim
Herkese harika bir hafta dilerim! Merkür rotarıyla şiddetli lodosun birleşmesi bende tüm haftasonu boyunca baş ağrısı yaptığından bilgisayarımın başına geçip iki kelam döktüremedim :( Çok şükür ki pazartesine gayet keyifli ve zinde başladım. Bunun aslında en büyük nedenlerinden biri (migrenimin beni terk etmesini saymazsak) haftasonu yaptığım arınma çalışmalarıydı. Sizlerle tamamını paylaşmak

ödev !

Resim
Bu haftasonu çok işiniz var !
Harika bir hava ve haftanın en harika günü CUMA! Sen sakın 2.si olma; haftasonu gez, toz, sevdiklerinle vakit geçir, en az bir kişiye ''SENİ SEVİYORUM'' de! İhtiyacı olan birine destek ol! Elindekiler için teşekkür et! Kimseyi beklemeden sen bir adım at! Trafikte hoşgörülü ol! Uzun zamandır ertelediğin bir şeyi yap!

güne mutlu başlamak ister misiniz ?

Resim
Kısaldı günlerimiz:( Bilimadamları açıkladı: ''bir günü 24 değil 16 saat yaşıyoruz!'' . Ne çabuk akşam oluyor, pazartesi sendorumundan bahsederken bir bakıyoruz haftasonu gelmiş, yaz titili planları yaparken tatil bitip de dönmüş bile oluyoruz, bir önceki yılbaşı dün gibi aklımızda daha da acısı elimize doğanlar şu anda boyumuzu geçti ama aslında 5 yaşında olmaları gerekiyordu :) Bunların hepimiz farkındayız. Koşturmaca içinde geçiyor ömrümüz. Sabah kalk, işe gitmek için evden çıkana kadar sıralamayı bozmadan aynı şeyleri yap, tüm gün çalış, akşam olsun eve dön, yemeğini ye, tv de sonu belli dizileri izle, aynı saatte yat, sabah kalk.... vs..vs..
Sorulduğunda kimse mutlu değil bu rutinden ama

5 minik masraf :)

Resim
Birkaç gündür devam eden lodos sayesinde havamız tertemiz oldu! Bugün ise sanki bahar gelmiş gökyüzüne:) Sabah saatlerinden beri nasıl tatlı bir güneş, insanın içini kıpırdatan nasıl taze bir bahar kokusu, nasıl içi içine sığmazlık var herkeste anlatamam.... Enerjimiz düşmesin hiç, hep böyle olalım! Anlaştık mı? Tabii hal böyle olunca

sıradaki lütfen!

Resim
Bazen durup düşünür müsünüz ''yaşamım boyunca karşıma çıkan insanların benim hayatımdaki yeri ne?'' diye..Ben çok düşünür oldum. Farkındalık yolunda attığım adımlarla birlikte bu konuyu daha da fazla irdelemeye başladım. Nefretin aslında bana zararı olduğunu, kırgınlıklarımın yaşam yolumda bana engeller oluşturduğunu, hayatımla ilgili kararlar alırken iç sesime sormam gerektiğini, hiçbir şeyi çok fazla istememeyi ve aslında her isteğimin er veya geç olduğunu gördüm.. Hayatım boyunca yüzlerce kişi ile karşılaşıp tanıştım.

''hayır'' diyebiliyor musunuz?

Resim
İnanmıyorum sahte dostluklara ben. 20 sene önce mezun olduğun okulda kalan ve bir daha hiç görmediğin arkadaşların ile bugün canciğer kuzu sarması olabilme ihtimaline inanmıyorum! Sosyal medyadan günlerce mesaj atan, dürten (sanırım hayatım boyunca bunun da mantığını anlayamacağım) ve cevap vermediğinde (çünkü hatırlamıyorsun) bir de kapris kokan mesajlar döşeyen ''arkadaşlar'' a inanmıyorum ben. Ya kazara o bol sivri dilli mesajından az önce ''merhaba'' desek ne olacaktı? Ne olacaktı biliyor musunuz ;

''keşke'' lerimizi çöpe atalım mı..?

Resim
Pazar miskinliğimi bir kenara bırakmaya karar verip notlarımı düzenledim. Yazdığım birçok şeyin hayatımın her noktasıyla olan bağına bir defa daha hayretle bakakaldım bugün. Farkındalık yolumda karşıma çıkan şeylerden biri de ''PİŞMANLIKLARIM'' oldu. İnsanız biz. Hatalar yaparız. Dersler alırız. Gerçekten dersimizi aldıysak aynı hatayı tekrarlamayız. Peki dersimizi alır mıyız? 

Cennetin Anahtarı Elimizin Altında..

Resim
Daha önce yazdığım ''Ruhunuza Renk Katın'' başlıklı yazımda ne denli mutsuz ve gri insanlara dönüştüğümüzden bahsetmiştim. Biz insanların sevgi yoksunu olduğu bir konu daha var: 4 PATİLİ DOSTLARIMIZ..

Çok mutluyum ki hayvan sevgisi olan bir evde büyüdüm. Herzaman evimizde bizim dışımızda nefes alan, sevgi dolu bakışları ile varlığımızı hissetmekten başka bir şey istemeyen, karnının doyması ve oyun ihtiyacının karşılanması durumunda minnetini büyük bir coşkuyla gösteren ama maalesef

takdir edilmeyi kim istemez ?

Resim
16 yıllık iş hayatım boyunca hiçbir zaman devlet memuru olmayı düşünmedim. Bu konuda ve inanın sadece bu konuda babama benzemişim :) Hep daha aktif işlerde bulunmayı tercih ettim. Kariyer hayatım boyunca da kendime katacağım birşeyler olmadığında mevcut işimden düşünmeden ayrıldığımı ve herzaman da kalbimin sesini dinlediğimi itiraf etmeliyim. Bu kısım örnek alınacak bir şey mi.. Tartışılır! Ama ben herzaman kararlarımdan memnun oldum ve asla pişman olmadım. İş görüşmesi için gelen yeni mezun gencecik arkadaşlara tavsiyem

tembellik yapmayın, hayal kurun..

Resim
Eğer hayal edebildiğin birşey ise, yapabilirsin... - Walt Disney -

kisilik renginizi biliyor musunuz ?

Resim
Zevkler ve renkler tartışılmaz! Doğru :) Konu bu iki kelime olunca hayatım boyunca hayretle baktığım insanlar olduğunu hatırladım. Evimizden arabamıza giysilerimizden saçımıza yediklerimizden yaptığımız spora kadar herşey kendi zevkimizi ortaya koyar. Kimileri hayatı hep tek renk hep tekdüze yaşar, kimileri gökkuşağının rengine boyar. Kişiliğinizi boyama imkanınız olsa ne rengi tercih ederdiniz ? Önce kararınızı düşünün sonra da Filiz Aslan'nın yazısını okuyun..Bakalım siz ne renksiniz ?

KIRMIZISARIYEŞİLMAVİ



‘’Dâhil olduğumuz kişilik rengimiz, bir diğerinden daha iyi ya da kötü anlama gelmemektedir. Her kişiliğin kendine has zayıf ve güçlü yanları vardır. Sevgiyi ifade ediş biçimleri, öncelikli değerleri, çalışma tarzları farklı olabilir. Her kişilikteki insanlar başarılı olabilirler.

ruhunuza renk katın!

Resim
Ankara'da yaşıyorum ben. Karasal bir iklim, yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve kar yağışlı! Okul hayatımız boyunca coğrafya dersinde öğrendiğimiz cümledir bu. İklimin insan ruh ve bedenini etkilediği açık ve net. Akdeniz insanı daha sıcak ama bir o kadar da ağır kanlı; ege insanı daha ılıman, mülayim; doğu insanı daha çetinceviz daha içine kapanık; karadeniz insanı tez canlı ve çabuk parlayıp sönen... Tüm bu saydıklarım bizi biz yapan unsurlardan. Ama iç anadolu insanının öyle bir ortak noktası var ki diğer tüm bölgelere taş çıkartacak türdendir :

ne yaparsanız yapın ama bunları unutmayın..

Resim
Bu hayatta ne yaparsanız yapın bazı şeyleri hep yanı başınızda tutarak yapın..

Her zaman şık olun ! 

Bu hayatta yalnız olmadığınızı unutmayın!


Ailenize herzaman çok değer verin!

dilekleriniz gercege dönüstügünde..

Resim
Çok uzun zamandır hayal kurmayı bırakmıştım..Ta ki sevgili Gülay Abla'm ile kendi ellerimizle kurduğumuz ufak butiğimizde karşılaştığımız 2010 yılının kasım ayına kadar. Ben kendi ellerimizle yaptığımız ürünleri raflara diziyordum onunla tanıştığımda. Her gece geç saatlere kadar mağazam için aksesuarlar yaratıyor, her sabah da onları poşet poşet taşıyordum. Hayatta hiçbir şeyden gocunmadım.. Ne kendi işimi kendim yapmaktan, ne cebimde param olmadığı halde kendime güverenek açtığımız mağazayı boyamaktan, ne param olmadığı için evden işe yürüyerek taşıdığım malzemelerden.. Aksine gurur duydum, mutlu oldum! Çünkü güçlü ve sağlıklı bir kadındım ben. Daha ne isteyebilirdim ki.. Ama aynı zamanda da duygusal bir kadındım :( Yaşanmışlıklarım omuzlarımı düşürmüş,

iyilikler pazarı..

Resim
Birçoğumuzun en sevdiği, birçoğumuzun ise sevmediği gündür PAZAR! Ben hergünümü severim, özenirim, keyif alırım..Size de tavsiyem budur! Çünkü hergünün ayrı bir hikayesi vardır, ayrı bir önemi. Hayatımızdaki en mutlu anı, ilkleri, en güzelleri, mucizeleri, şımarıklığın had safhasını ve daha birçok güzel olayı yaşadığımız günleri mutlaka ki hatırlarız. Ama haftanın hangi günü olduğunu unuturuz.

aydınlanma cumartesisi :)

Resim
Şımartın bugün kendinizi! Her cumartesi kendinizi kuş gibi, çocukken olduğu gibi özgür hissetme gününüz.. Oyun oynayın, eğlenin! Bugün mutluluğunuzu bulma ve yaşama gününüz.

Kendinizi harika hissettiren şeyleri yapın, sizi sevince boğan şeyleri yapın..Gün boyunca şarkı söyleyin, ıslık çalın..

Bugün hayatınızı kutlayın! Gülümserken ve kahkaha atarken aydınlanırız; aydınlanırken negatiflikten kurtulursunuz. Kendinizi ne kadar hafif hissederseniz negatiflikten o kadar kurtulursunuz.Cumartesileri bizim aydınlanma günümüz.

Unutmayın, hayat hiç bitmeyen bir oyun.. ve bu oyunu sonsuza kadar oynayacağız**.

Sevgilerimle,


Aslı B.

**Rhonda Byrne